fbpx

Neden Öz Disiplin Size Altın Madalya Getirir ?


Bazı insanlar neden süper başarılıdır, hiç düşündünüz mü? Belki bunu üstün zekâlarına veya şanslı geçmişlerine, kaliteli eğitimlerine, tanıdıklarına, çevrelerine, belki de sırf şanslı olmalarına bile bağlamış olabilirsiniz.

Örneğin, Lord Sugar veya Duncan Bannatyne’e bakarsanız, bu avantajların hiçbirine sahip olmamalarına rağmen başarılı olabilmişlerdir. Yine bir başka görüş de, bu avantajlara sahip olanların başarılı olacağı anlamına gelmeyeceği yönündedir.

O halde, bazılarını başarılı yapan o bilinmeyen faktör nedir? Bir kişinin başarısını etkileyen birçok faktör vardır ama en önemlilerinden bir tanesi kesinlikle öz disiplindir. Bu kişiler başarılı olmak ve hedeflerini gerçekleştirmek için ne gerekirse yaparlar.

Jack Canfield, kitabı “Başarının Prensipleri”nde, “her büyük başarının arkasında bir eğitim, öğretim, alıştırma yapma, disiplin ve fedakarlık öyküsü vardır” der. Başarıya ulaşmak için, bedelini ödemeye hazır olmalısınız. Bu bedel de kendinizi tek bir aktiviteye adarken, hayatınızın geri kalanını bir kenarda tutma olabilir elbette.

Şu formülü bir gözden geçirin: Yetenek + Kararlılık + Disiplin = Başarı

Bir şeyde doğuştan yetenekli olmak ve o konunun en iyisi olmada kararlı olmak, o yeteneklerinizi gereken seviyeye taşıyacak alıştırmaları yapacak öz disiplininiz olmadığında bir işe yaramazlar. Okuldayken muhtemelen yetenekli olup, daha iyi olmak için alıştırma yapmaya ve daha çok çalışmaya zahmet etmeyen o çocuklarla tanışmışsınızdır. Peki, onlar bugün neredeler?

“Aykırılar” kitabında Malcolm Gladwell, araştırmacıların ortaya attığı bir teoriyi açıklamaktadır. 10.000 saatlik çalışma, herhangi bir konuda dünya standartlarında uzmanlık seviyesine gelmek için gereken çalışma saati miktarıdır. Şimdi düşünecek olursak, 10.000 saat günde 24 saatten hiç durmadan bir alıştırmayla bir yıldan fazla süreye tekabül eder. O halde gerçekten o kadar çok alıştırma yapabilmek ve belirli bir konuda uzmanlaşmak 10 yıldan fazla sürebilir.

Öz disiplin konusuna geri dönecek olursak, bir atlet ne kadar süre antrenman yapıyordur sizce? İngiliz olimpik yüzücü, Rebecca Adlington, 2008’de Olimpiyatlara hazırlanırken, günde 4,5, hatta 6 saate varan zorlu bir antrenman programına tabiydi. Bu programda sadece yüzme değil ayrıca koşu, kuvvet egzersizleri de vardı ve güne yaklaşık 5 civarı başlamaktaydı. Eminim, O’nun da bazı günler alarmı kapatıp uyumaya devam etmek istediği günler olmuştu ama çok çalıştı ve neticesinde 2008’de iki altın madalya kazandı.

2008’deki antrenmanları için Rebecca şunları söylemişti: “Ne kadar uzun süre yaparsanız o kadar zorlaşır. Her yıl daha da zorlaşır. Gelişme kaydetmek için bu gereklidir. Olimpiyatlara hazırlanırken kendimi her zamankinden fazla zorladım. Antrenmanlarda ağladığım oldu, acı çektiğim oldu. Bazen bir antrenmanı o kadar yorgun bitiriyordum ki “Bunları ne uğruna yapıyorum?” diye sorguladığım zamanlar oluyordu. Sonra öyle bir yüzüyorsunuz ki, işte o zaman sorunun cevabını zaten kendi kendinize buluyorsunuz.”

O halde, öz disiplin neymiş? İstemeseniz de, zor bulsanız da bu sayede hedeflerinize ulaşacağınızı bildiğiniz için yapmanız gereken işleri yapmaktır. Birçoğumuz Olimpiyatlara hazırlanmıyoruz belki ama işimiz gereği telefonlara bakmak, kontaklarımızı aramak, dışarı çıkıp insanlarla tanışmak, yeni ürünler veya yeni pazarlar araştırmak, ekibimizin performansını artırmak için yani kendimizi konfor alanımızın dışına çıkaracak ve dolayısıyla ötelemesi kolay şeylerden uzak tutmak için işimiz gereği öz disipline ihtiyaç duyarız.

Genelde kolaya kaçan kişilerdenseniz, bu konuda yapabileceğiniz birçok şey var:

Örneğin, kafanızda netleştirip bir kenara detaylı olarak yazdığınız hedeflere sahip olmak ve de o hedefler yolunda yapmanız gerekenlere odaklanabilmeniz için sürekli onlara bakmak… Daha da etkili bir yöntem ise, hedeflerinizi bir başkasına anlatmak, çünkü kendimizi hayal kırıklığına uğratsak bile, başkasını hayal kırıklığına uğratma ihtimalimiz daha düşüktür.

Gününüzü, haftanızı, ayınızı ve hatta yılınızı planlayarak hedeflerinize ulaşmak için yapmanız gereken şeyleri yapıyor olduğunuzdan emin olun. 90 günlük bir planınız ve mutlaka bir ajandanız olsun ve her bir kilometre taşında kendinizi ödüllendirmeyi bilin.

“O Kurbağayı Yiyin” kitabında Brian Tracy, hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri yapmak için bir dizi yöntem sıralar. Ne yapılması gerektiğini belirleyin, yapmanız gerekenleri önceliklendirin ve en önemlileri bitirene kadar da durmayın. Uzun zamandır beklettiğiniz bir şey varsa, sabah ilk iş onu yapın ki tüm gün aklınızda olmaktan çıksın ve o işi tamamlamış olmanın keyfini çıkarın.

Acil olmayıp önemli olan şeyler yüzünden dikkatinizin dağılması çok kolaydır. Örneğin, bizi hedeflerimize ulaştırmaya yardımcı olmayacak şeyler… Gün içinde her şeyi halletmek için asla yeterli zaman olmayacaktır, bu yüzden de tüm işlerimizi önceliklendirdiğimiz iyi bir sistemimizin olması ve “önce yapılması gerekenler önce gelir” yaklaşımını benimsemiş olmamız gerekir.

Çevrenizin farkında olun. Başarılı olmak emek ister, o yüzden enerjinizi alan değil, size enerji veren bir ortamda bulunmaya çalışın. Olumsuz kişilerle çevrili olduğunuzda, motivasyon bulmanız çok zordur, bu yüzden etrafınızda daha fazla pozitif insan bulundurabilmek için yapabileceklerinize bir bakın.

Eğer hala yardıma ihtiyacınız varsa, o zaman sizi motive edecek ve işlerinizi yoluna sokmanıza yardımcı olabilecek profesyonel bir koç bulun.

Unutmayın, sizi olmak istediğiniz kadar başarılı olmaktan alıkoyan yine kendinizsiniz. Bu yüzden kabuğunuzdan çıkın, harekete geçin ve o altın madalyayı kapın!

Yazan: Kevin Stansfield



Top